annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2013 Cuma

Eskiden Brokoli Çorbası mı Vardı?


Bugün brokoli çorbası yaparken dolapta hiç havuç kalmadığını fark ettim. Havuçsuz brokoli çorbası olur muydu?  '' Neden olmasın? '' dedim kendi kendime. Eskiden brokoli çorbası mı vardı? Bugün de havuçsuz olsun çocukların çorbası.

Benim çocukluğumda yoktu brokoli çorbası. Her evde pişen yemeklerden vardı bizim soframızda da. Ben dört çocuklu bir ailede büyüdüm. Dört çocuğun ayrı ayrı ne yediğinin takip edildiğini sanmıyorum o günlerde. Her çocuğun haftalık besin takibinin de. Sofraya o gün ne koyulmuşsa herkes o yemeği yerdi. Yemediğimiz yemekler vardı elbette ama '' Ben bunu yemem, bana başka yemek pişir! '' diye de annemize naz yapılmazdı.

Şimdi çocuklarımızı bir besleme telaşıdır almış başını gidiyor. Çocuğumuz haftalık proteinini aldı mı, balık yedi mi, sebze yedi mi, meyve yedi mi, süt ürünlerini tüketti mi karmaşamız.  Brokoli gibi hayatımıza giren diğer sebzelerden, meyvelerden yedirebildik mi endişemiz. Yemeyen çocuğa zorla her şeyi yedirmeye çalışma uğraşlarımız.

Bizi bu hale teknoloji getirdi biraz. Teknolojiyle doğallıktan uzaklaştık. Organik olan ve organik olmayan ürünler, GDO' lu ürünler, katkı maddeleri hayatımıza girdiğinden beri herkesin kafası karıştı. Her gün televizyon ekranlarında ne yememiz gerektiğini anlatan bir sürü program var. Bu programlarda bir uzmanın '' Bol bol yiyebilirsiniz. '' dediği bir yiyeceği bir başka uzman '' Asla yemeyin! '' diyor . Peki ne yiyecek bu çocuklar?

Ben  bu karmaşık duruma yetişemediğim için bıraktım ayrıntılarla uğraşmayı. Aldığım ürünlerin belli markalarda olmasına dikkat ediyorum ve meyve sebzenin de mevsimin de tüketilmesine. Aklıma ne gelirse, evde hangi yemeğin malzemesi varsa o gün onu pişiriyorum. Üst üste benzer yemekler pişirmemeye dikkat ediyorum o kadar. Zaten ne pişirsem çocuklar azıcık yiyorlar. Yedikleri kendilerine yetiyor sanırım. Gelişimleri normal, sağlık sorunları da yok. 

Çocukluğumda brokoli yoktu, zorla yedirme yoktu, aman aç kalmasın çocuk sorunu yoktu. Herkes acıkınca karnını doyuruyordu. Çocukların beslenme alışkanlıkları da yiyecekler gibi doğaldı. Şimdi ne değişti? Besinler gibi beslenme alışkanlıkları da doğallıktan uzaklaştı. Çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde besleme durumunu çok abartmamak gerekiyor bence. Elimizden geldiği kadar  doğal ve sağlıklı olduğuna inandığımız yiyeceklerle beslesek yeter. Brokoli çorbasında bugün de havuç olmasın. Sorun değil. Sevgiler.


28 Kasım 2013 Perşembe

Bunlar Tüp mü, Normal mi?


İkiz bebeklerinizi bebek arabalarına oturtup dolaşmaya çıkarsınız. İki tane bebek bir arada olduğundan ve kocaman bir bebek arabası, iki tane çantayla dolaştığınızdan haliyle dikkat çekersiniz. Genelde sevmek için etraftan yanınıza yaklaşanlar olur. İlk soruları '' İkiz mi bunlar? '' olur. '' Yok ikiz değiller, biz zevk olsun diye ikiz bebek arabasında taşıyoruz! '' demek gelir içinizden. Farklı yaşlarda iki çocuğu olanlar ikiz bebek arabası alıp kullanmayı tercih etmezler sanırım. Sonra özellikle bize bebek arabamız mavi olduğundan ve kızımız kısa saçlarıyla hala erkeğe benzediğinden sanırım '' İkisi de erkek mi? '' diye sorarlar. '' Yok bir kız bir kız bir erkek. '' dersiniz. Anlamazlar, ikisini de erkek sanarak yakışıklılar, delikanlılar diye sevmeye devam ederler. Ya da oğlumuzu kız sanırlar. Diğer soru gelir '' Hangisi büyük? '' '' İkiz bizim bebekler! '' dersiniz , '' Yok hangisi önce doğdu? '' diye düzeltirler. '' Kızımız önce doğdu. '' deriz. '' Ha o zaman erkek büyük. '' Pardon, nasıl?  İkiz bebekler için böyle bir ters orantılı durum olduğundan bahseder çoğu kişi. Önce doğan küçük olurmuş. Farklı yaşlarda iki çocuğunuz varsa zaman olarak önce doğan büyüktür değil mi? Böyle bir gerçeklik var. Ama ikiz bebeklerden önce doğan iki dakika önce doğmuş olsa bile küçüktür. Peki dersiniz,  yorumsuz.. '' Kız oğlanı dövüyor galiba, çok sert duruyor. '' '' Evet her gün yemeklerden sonra üç kez döver! '' demek istersiniz. Bu nasıl bir yorum.. '' Ay bizim bir tanıdığın bir çocuğu var o kadar zor ki, siz ikizlerinize daha kolay bakıyorsunuzdur eminim. ''  Gözünüzün önüne doğumlarından itibaren yaşadığınız o zor günler gelir. Tek bir çocuğa bakmak ne kadar zor olabilir anlamaya çalışırsınız.


Derken en çok merak edilen soru sorulur: '' Tüp mü bunlar, normal mi? '' '' Ya evet tüp. Evde ocağa takıyoruz arada bir hava alsınlar diye bebek arabasına koyup gezdiriyoruz. Siz tüplerinizi gezdirmez misiniz? '' aklınızdan geçen cevaptır. '' Normal! ''  ne demek Allah aşkına! İkiz bebekler anormal mi? İkiz bebeklerin hepsinin tüp bebek yöntemiyle dünyaya geldiğini, anne karnında büyümeyip deney odalarında kavanoz içlerinde büyüdüğünü sanıyorlar galiba. Değilse normal mi diye sormaz hiç kimse. Siz '' Tüp bebek değil normal bir hamilelik süreciyle doğmuş bebekler. '' deseniz de karşıdaki inanmaz. Çünkü emindir tüp bebek olduğuna. '' Kimin tarafında ikiz var? '' diye sorar hemen. '' Anne tarafında var. '' deriz. '' Ya sanki baba tarafında olursa oluyordu.'' derler. Baba tarafı dersen tersini söyleme ihtimalleri fazla. İkisinde de yoksa karar verilir: '' Kesin tüp! '' Bir de anne tarafı dersin, kim var diye sorarlar. Sanki söylesem tanıyacak. Kaç yıllık evli olduğunuz diğer bir araştırma konusudur. Karşıdaki tam bir '' İkizler nasıl dünyaya gelir? '' konusunda uzman biridir sanki. Bir de '' Aman iyiki  tüp bebek yapmamışsınız günahmış, çocuklar sizin olmuyormuş çünkü'' diyenlere ne demeli.. Çocukların yanında böyle konuşmalar yapıldıkça bir gün çocuğunuzun '' Anne ben tüp bebek miyim? '' diye sorması kaçınılmaz. Bunu düşünen kim? Yeter ki insanların merakı giderilsin. Çocukların, anne babanın ne hissettiği hiç önemli değil. Belki gerçekten doğal dünyaya gelmişler. Ya da evet tedaviyle olmuş ama bunu paylaşmak istemiyor. Belki de bebekler evlatlık. Kimseyi ilgilendirmez sanırım bu durumlar.


 Ya işte böyle. Tek bir bebekle dolaşan anne babalar sanırım böyle bir araştırmaya tabi tutulmazlar. Onların bebekleri normaldir çünkü. Bu soruları daha çok duyacağıma eminim. İkiz annesi olmak insanı ünlü yapıyor. Nasıl ünlülerin özel hayatları merak ediliyorsa sizinki de merak ediliyor. Özel hayatın gizliliği falan umursanmıyor. Çevrenizden sizin söylediğinize inanmayıp hastane kayıtlarınızı araştıracak kadar meraklı kişiler çıkabiliyor. Elbette tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen bebekler gayet normal ve doğal. Normal olmayan insanların özel hayatlarının didiklenmesi. Benim bebeklerim mi?  Normal, hayır tüp, aslında ikisi de değil hiç bilinmeyen bir yöntemle dünyaya geldiler, deney odasındaki kavanozdan aldık, leylekler de getirmiş olabilir, yumurtadan da çıkmış, saksıya ekip büyüttük, uzaylılar getirdi..İkiz değiller mi normal olmayan her yolla dünyaya gelmiş olabilirler. Sevgiler..

25 Kasım 2013 Pazartesi

Anne adayının dostu: internet

Benim bu blogu açmakta ki temel amaçlarımdan biri ikiz bebek sahibi anneler ve henüz bebeklerini bekleyen anne adayları ile deneyimlerimi paylaşmak. Ben ikiz bebek sahibi olacağımı öğrendiğim andan itibaren internetin başına oturup neler yaşayacağımı nasıl bir süreç olacağını araştırmaya başlamıştım. Çünkü merak içindeydim. İnternette çok fazla bilgi vardı ve ben bunlardan hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğuna karar vermekte zorlandım açıkçası. Aynı konu üzerine olumlu olumsuz birçok yazı görüş hangisi doğru acaba dedirtiyor insana. Ben ikiz hamilelik süreciyle ilgili birçok siteyi inceledim, deneyimlerini paylaşanların yazılarını okudum, hafta hafta hamileliğimi takip ettim. Doğru olduğuna karar verdiklerimi uyguladım. İnternet bu süreçte en yakın dostum oldu diyebilirim. Ben de bilgilerimi ihtiyacı olanlara aktarabilirsem çok mutlu olacağım.

Beni hamilelikte en çok yoran durum hamile olduğumu karşımdakinin anlamasıyla başlayan o sohbetler oldu. Tabi  kadınlarla olan sohbetlerden bahsediyorum. Bu kişilerle çeşitli ortamlarda karşılaşabilirsiniz. Yolda, markette, parkta dolaşırken, bir misafirlikte, işyerinde, bir yerde yemek yerken, toplu taşıma araçlarında, kuaförde vs. Bir de kalabalık bir grup içindeyseniz yandınız. Durum daha karmaşık bir hal almıştır. Her kafadan bir ses çıkar.  Böyle anlarda biri hemen kendi hamileliğini anlatmaya başlar. Ne oldu ne bitti kısa bir özet geçer. Öyle bir anlatır ki sanırsınız dün doğum yaptı. Çocuğu otuz yaşında bile olsa o tüm ayrıntıları ile her şeyi hatırlar. Bazıları da vardır durduramazsınız. Tüm ayrıntıları özetledikten sonra bir de ablasının, yengesinin, arkadaşının hamileliklerini anlatmaya başlar. "Allah'ım yeter şimdi doğuracağım'' diye bağırmak isterseniz. İkiz hamile olduğunuz öğrenilince de kendinde varsa kendi ikizleri yoksa etraf bir tarandıktan sonra hatırlanan bütün ikizler anlatılır. Bir de daha önce tüm hamilelik hikayesini dinleyip öğrendiğiniz biriyle tekrar karşılaşırsınız. O hiç anlatmamış gibi en baştan herşeyi anlatır; sen ''Evet anlatmıştın'' dersin o yine devam eder. Kabus kabus.. Elbette hamilelik hikayesinden faydalanabileceğiniz insanlar da var. Söyledikleri tek bir cümle ile rahatlayabileceğimiz az bulunan insanlar. Onları konumuzdan ayrı tutuyorum. Ben hiçbir hamileye kendimin çokça yaşadığı bu yorucu durumu yaşatmamaya karar verdim. Eğer biri bir şey sorarsa bilmesi gerekeni anlatırım. Onun için bence hamilelikte en yakın dost internet. İstediğin kadar bilgiye ulaşıyorsun, doğru veya yanlış olduğuna karar veriyorsun. İstersen uyguluyorsun.

Peki nasıl deneyimlerini paylaşacaksın derseniz aklınıza takılan genel konularda paylaşımlar diyebilirim. Bence her hamilelik kişiye özeldir. Herkesin bütün özellikleri nasıl birbirinden farklıysa taşıdığı bebeğin özellikleri de hamilelikte yaşadıkları da farklı. Doktorunuzun söylediklerini uygulayın, kontrollerinize düzenli gidin, testlerinizi yaptırın, beslenmenize dikkat edin, rahat ve sakin olun, endişelerinizi korkularınızı uzaklaştırın yeter bence.. Özellikle sizde endişe yaratacak hikayeler anlatan insanlardan uzak durun. Şu an hamile olup başkalarının yorucu hamilelik hikayelerini dinleyenlere sabırlar diliyorum. Sevgiler..

23 Kasım 2013 Cumartesi

İkiz bebeklerim benim..


İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın; sonuçta değil süreçte iyi gelen.Böyle bir söz var kime ait olduğunu bilmediğim.İkizlerimle başladığım hayatımı en iyi özetleyen bu söz sanki.Onların varlığından ilk haberdar olduğum andan bugüne kadar bana iyi gelen sevgileri herşeye değer.İkiz bebek sahibi olacağımı ilk öğrendiğim anın mutlukla dolu telaşı ve sonrasında başlangıçta kolay sonrası zorlu bir hamilelik süreci.Gelecekleri günü dört gözle beklerken aceleyle hayata gelişleri.Böylece başladı işte hikayemiz.Yorucu, zor anlar günler oldu elbette.Ancak onların varlığı herşeyi kolaylaştırdı.Karşımda parlayan dört çift göz, hızlı hızlı atan iki yürek bana çok iyi geldi.İyiki geldiler hayatıma.Şimdi büyüdüler birazcık.İyileştiren bir sevgileri var miniklerimin.İkiz bebeklerim benim..