2014 ikiz bebek anne adayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2014 ikiz bebek anne adayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2014 Salı

İkiz Annelerine Mektuplar - 2


Merhaba.. Bu mutlu bir ikiz annesinin diğer ikiz annelerine yazdığı ikinci mektubudur. Birinci mektup umarım yerine ulaşmıştır. Şimdi sıra yeni mektupta. Bu mektubumu hamileliği ilerlemiş, heyecanla bebeklerini kucağına almaya hazırlanan ikiz bebek annelerine yazıyorum. Yerine ulaşması dileğiyle..

Evet, şu an hamileliğinin kaçıncı haftası ya da kaçıncı ayındasın bilmiyorum ama eminim günlerin çabucak geçmesini ve bir an önce bebeklerine kavuşmayı hayal ediyorsun. Bu hayal çok büyük güç veriyor sana aslında. Hamileliğin bittikten uzun bir süre sonra hamilelik resimlerine bakacaksın. Belki şu an senin kocaman karnını görüp korkanlar gibi sen de halinden korkacaksın. ‘’ Bu ben miyim, böyle miydim ben? ’’ diye şaşıracaksın.

Hamileliğin zorlu ve riskli ilk aylarını atlattıysan şu an en keyifli dönemindesin diyebilirim. Hamile olan her kadın hemen karnının belli olmasını ister. İkiz hamile olarak senin karnın çoktan belli oldu ve hamile önceliklerinden yararlanmaya başladın. Market alışverişinde poşetlerine yardım etmek isteyen görevliyi geri çevirme örneğin. Etrafta yediklerinden önce sana ikram edenleri.. Otobüste yer verenleri.. İşyerinde ‘’ Sen biraz dinlen, ben bakayım biraz.’’ diyen iş arkadaşını da.. Daha sonra bu tarz öncelikler olmuyor. Bu hamile ayrıcalığı, her yerde geçerli olan.. Değerlendirmek gerekir.

Bu aylar kendini en rahat hissettiğin aylar. Kendini çok enerjik, güzel ve canlı hissedebilirsin. Yürüyüş yapmaya başladın büyük ihtimalle. Yürüyüş yapınca daha da iyi hissettiğini farkedeceksin. Bebekler de sen rahat oldukça daha rahat olacaklar yerlerinde. Saçların gürleşecek, şaşıracaksın. Boyası gelmiş olsa da boyasız bile güzel görünecek saçların. Aşerme denilen olayı yaşadın mutlaka. Gecenin bir yarısı kendini mutfakta irmik helvası yaparken bulabilirsin. Mutfak deyince bu arada hiç üşenmeden değişik yemekler yaparken görebilirsin kendini. Yaptığın her işte mutluluk ve heyecan duyarsın. Hiç sevmediğin sütü iki bardak içince bile garip bir sevinç hissedersin. İçinde iki canı besliyorsun ya.. İşte çoktan anne oldun sen..

Merakla beklediğin cinsiyetleri de belli oldu artık. İki kız, iki erkek ya da bir kız bir erkek. Hepsi çok güzel. Ne olursa olsun sen sağlıklı olsunlar da başka bir şey istemiyorsun değil mi? Cinsiyetlerini duyanlardan etrafta ne kadar ikiz bebek hikayesi varsa dinleyeceksin. ‘’ İki erkek çok zor! ‘’ ‘’İki kız çok iyi olur! ’’ ‘’ Bir kız bir erkek, daha ne istiyorsun. Bir taşla iki kuş! ‘’ en popüler yorumlar. Benzerlerini de duyabilirsin terslerini de. Bu yorumlara alışmalısın. Çünkü daha çok yorumlar duyacaksın ilerleyen günlerde. İkiz annesi popüler olur dolayısıyla hayatı çok merak edilir en özeline kadar!

En çok gitmek istediğin yer doktor kontrolleridir artık. Her kontrol bebeklerinle bir kavuşmadır. Onlar hakkında doktorun bir sürü şey anlatmasını beklersin heyecanla. Doktorun hızlıca söylediği birkaç cümle seni bir sonraki kontrole kadar idare edecektir. Her muayene sonrası ultrason çıktısı incelerken internet başında bulacaksın kendini. İnternette daha çok ayrıntı niye yok diye kızacaksın. ‘’ Neden paylaşmazlar ki yaşadıklarını? ‘’ diyeceksin.. Bebeklerinin aldıkları her gr, uzadıkları her cm, görebildiğin her ayrıntı mutlu edecek seni. Bir daha güçleneceksin. Şunu da yapayım, bunu da yiyeyim, biraz daha çok dinleneyim diye bir daha hevesleneceksin.

Bir gün onların hareketlerini hissedeceksin. O gün bir daha anlayacaksın anneliği. Ben burdayım diyen iki can. Dört ayak, dört elle küçük dokunuşlarla.. Daha çok hissetsem diye karnını okşayıp seveceksin.. Onlara müzik dinletirken, şarkı, ninni söylerken bulacaksın kendini. ‘’ Nasıl büyük bir sevgiymiş bu? ‘’ diye düşünüp inanamayacaksın. Görmeden, duymadan iki canı sevmek.. Herşeyden çok onları düşünmek.. Mucize işte bu öyle değil mi?

Derken hamileliğin son dönemi denilen aylar gelecek. Artık karnını gören seni doğum yapmak üzere zannedecek. Her yerde dikkat çekeceksin. İkiz hamile olduğun öğrenilince bu ilgi daha da artacak. Cinsiyetlerini tahmin edenler, tüp bebek mi diyenler, aynı yumurta mı ayrı yumurta mı diyenler ,normal mi sezaryen mi doğum yapacağını merak edenler çoğalacak.  Çalışıyorsan işine ara vermek zorunda kalacaksın. Ya da sağlık raporlarıyla devam edeceksin işine. Oturmak, kalkmak, yatmak daha da zorlaşacak.. Yatakta dönmek için ya da kalkmak için eşinden destek alacaksın. Ev işlerini yavaş yavaş azaltman lazım. Artık ikiz annesi olarak hayatında başkalarına ihtiyaç duyacağını anlamaya başlayacaksın.

Bir gün doktor alarm zillerinin çaldığını söylecek belki. ‘’ Bebekler gelmeye kalkmış durdurmalıyız! ‘’ diyecek. ‘’ Yine o ilk aylarda yaptırdığın iğnelere benzer iğneler yaptırmaya başlayacaksın. Hemen yatacaksın.’’ diyecek. Teleşlanacaksın birden.. ‘’Nasıl yani, daha çok erken! ‘’ diye düşüneceksin. '' Daha doğuma aylar var! '' diyeceksin. Bir anda eve dönüp kendini üçlü koltuğa atıp yatmaya başlayacaksın. Daha ne kadar yatacağını bilmeden. ‘’ Hiç önemli değil bebeklerim iyi olsun da ben yatarım. ‘’ diye düşüneceksin.. Acilen hastane çantanı hazırlayacaksın bir taraftan. Alınması gereken acil ne varsa oturup internetin başına alacaksın. Dışarı çıkıp dolaştığın günlerde tamamlasaydım keşke eksikleri diye düşüneceksin. Bir telaşla hepsini halledeceksin.

Diğer kontrolde belki ‘’ Tamam kalk ’’ der doktor diye düşünürken ‘’ Yatmaya devam, yatmaya devam, yatmaya devam! ‘’ duyduğun cümle olacak diğer kontrollerde.. Yatacaksın günlerce, haftalarca, aylarca. Sıkılmadan, yorulmadan hep o içindeki güç, cesaret ve sevgiyle. İki canın verdiği güç bu.. Evde bir yardımcıya ihtiyaç duyacaksın. Şanslıysan bir yardımcın olacak daha rahat geçireceksin bu günleri.. Uzun süre yatmak zorunda kalan biri olarak diyebilirimki o sabır ve güç veriliyor ikiz annesine. Bunu bilmek insanı çok mutlu ediyor. Şükrettiriyor.
.
Artık aylar geçmiş ve sen hala yatmaktayken, karnından ayaklarını bile göremez hala geleceksin. Karnın burnunda değil uçmuş bir durumda olacak. Hep destek ve yardıma ihtiyaç duyacaksın. Bir de bebeklerin hareket etmek istedikçe hep beraber sarsılıyor gibi olacaksınız.  Herkes gözünüze çok zayıf görünecek. Koca göbeğinden hep şikayetçi olduğunuz eşine '' Sen zayıfladın mı? '' derken bulacaksın kendini. O da şaşıracak buna. Zorlu ama güzel günler. Sona yaklaşmanın heyecanı ve artık gelseler durumu.. Çok değil kısa bir süre kucağında olacak bebeklerin ve bu günler geride kalacak. Hatırlamakta bile zorlanacaksın..

Böyle işte bu süreç.. Herşeyin bir sonu olduğu gibi ne kadar zor olsa da hamileliğin de sonuna geleceksin.. Belki planlı belki de sürpriz bir şekilde kucağına alacaksın bebeklerini.. Hep o anı düşünerek güzel bir hamilelik geçirmeni diliyorum. Sağlıkla bebeklerine kavuşmanı..

Öyle bir mucizeki ikiz hamileliği bir bedende üç canın yaşaması.. O canlardan ikisinin çok daha önemli olması ve diğer üçüncü canın yani kendi canınızın unutulması. Evet zor bir hamilelik ikiz hamilelik. Ancak öyle bir sabır, güç, cesaret ve sevgi hediye ediliyorki ikiz annesine ne kadar zor olsa da anne kendini hep çok iyi hissediyor. Müthiş bir pozitif enerji. Müthiş bir bekleyiş ve kavuşma anı.. Bu güzel hediyeyi haketmek için seçilmekte müthiş bir duygu bu arada.. Sevgiler..


3 Ocak 2014 Cuma

18 Aylık İkiz Bebeklerimi Nasıl Besliyorum?


Hamile kaldığınız andan itibaren hemen bir beslenme telaşı başlar. Bu telaş bebeği besleme telaşıdır.  ‘’ Sen iki canlısın, yemelisin, yemelisin..’’  diye başlayan bu süreç bebeğin doğumuyla ‘’Ay bu çocuk aç galiba, çok zayıf, bizim bir tanıdığın bebeği var maşallah her şeyi yiyor!’’ şeklinde devam eder. O her şeyi yiyen bebekleri hep merak etmişimdir bu arada. Sanırım oturuyor sofraya, sırayla ne gelirse silip süpürüyor. Böyle bir resim geliyor benim aklıma bu cümleyi duydukça.

İkiz annesiyseniz öncelikle üç canlı başlarsınız beslenme maratonuna. Benim doktorum kilo almamı yasakladığı için öyle ‘’ Üç canlıyım yiyebildiğim kadar yiyeyim ’’ durumum olmadı benim. Bebeklerin gelişimi de normal olunca ben normal bir beslenme süreci takip ettim. Hani şu hep söylenen sık ama az beslenme sistemini uyguladım. Bebeklerim de sanırım benim hamilelikte '' Aman fazla kilo almayayım! '' durumumdan etkilenmiş olacaklar her şeyi yiyen çocuklar olmadılar. Onlar da sık ve az beslenen çocuklar oldular.

Beslenme bir bebeğin kazanması gereken temel alışkanlıklardan. Başlangıçta nasıl alışırsa öyle devam ediyor bence bu alışkanlık. Ben doğumlarından itibaren hep saatli besledim bebeklerimi. Sonrasında da hep saatli devam etti bu süreç. Zaten iki bebek olunca ister istemez her şeyi programlı yapmak zorunda kalıyorsunuz. Sistemli olmazsanız ortalık bir anda karışabiliyor.  İlk aylarda iki üç saat arayla düzenli bir şekilde beslendiler. Dördüncü aydan itibaren ek gıdaya başladık, altıncı aydan sonra yiyebilecekleri besin çeşitleri arttı ilaveler yaptık. Bir yaşından sonra bizim yediğimiz yemeklerden yemeye başladılar. Şu an on sekiz aylık oldular ve düzenli bir beslenme programımız var artık.

Beslenme programımızı kısaca anlatayım sizlere:
 07:00 - 07:30 arası uyanma.
 08:00 – 08:30 Kahvaltı
10:00 – 10:30 Ara öğün 
12:00 -12:30 Öğle yemeği
13:00  Öğle Uykusu
15:30 – 16:00 Ara Öğün
18:30 – 19: 00 Akşam Yemeği
20:30 – 21: 00 Süt içme ve uyku.

Bizim günlük programımız genellikle böyle. Bu saatleri yaklaşık olarak verdim. Tabi bu programın saatleri her gün aynı olmuyor. Çocukların uyku saatlerine göre değişiyor. Şimdi bu öğünlerde neler yediklerini paylaşayım isterseniz.

Sabah kahvaltısını yaklaşık bir buçuk aydır yapıyorlar. Daha önce uyanır uyanmaz devam sütü ya da süt içiyorlardı. Artık güne kahvaltı ile başlıyorlar. Kahvaltıda genelde yumurta yiyorlar. İki güne bir yumurta haşlıyorum. Kendi ellerine alıp yemeyi sevdiklerinden ellerine veriyorum yumurtalarını. Arada kıymalı, peynirli omlet yapıyorum. Peynirlerden de sadece kaşar peynirini seviyorlar. Onu da kendileri çatalla yerlerse. Bazen tost, krep, börek yapıyorum. Bunların yanında bal, reçel, pekmez yiyorlar. İçecek olarak ıhlamur kaynatıyorum ya da ılık ballı limonlu su yapıyorum. Bazen de pekmezi sulandırıp içiriyorum. Yine tabi kendi bardaklarından kendileri içecekler. Değilse içmiyorlar. 

Ara öğünlerde süt, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları, meyve, kurabiye, kek, börek, meyveli yoğurt sandığım ama meyveli peynir olduğunu fark ettiğim meyveli peynirler, kuru kayısı, kuru incir gibi kuru meyveler yedirdiğim besinler. Sabah ara öğününde genelde süt içiyorlar. Öğleden sonra daha çok yiyecek türü besinlerden tüketiyorlar. Tabi o gün evde ne varsa onu yediriyorum. Ama özellikle her gün meyve yedirmeye çalışıyorum.

Öğle ve akşam yemeği için  kendimize ne pişirdiysem onlar da aynısını yiyorlar. Özel yemek hazırlamıyorum. Çorba, makarna, pilav tabi onların favori yemekleri. Ben de sırayla bakliyat, et, sebze yemekleri yapıyorum. Haftada bir balık günü yapıyoruz. Bazı yemekleri yemiyorlar elbette. Yemeleri için zorlamıyorum. Yemek yerine yoğurt yediriyorum örneğin. Ya da hiçbir şey yemeden kalkıyorlar sofradan. Zaten öğle yemeğini yemediyse akşam gayet güzel yiyorlar. Ara öğünlerde çok fazla yerlerse tabi yemek yemiyorlar.

Yatmadan önce süt içiyorlar. Sütü hala biberondan içiyorlar, henüz biberonu bırakmadılar. Bunun dışında artık gece beslenmesi yok. Zaten gece çok nadir uyanıyorlar ve hemen uyuyorlar. Uyku düzenleri güzel bu aralar.   

Bizim beslenme sistemimiz bu şekilde. Şunu çok iyi anladım çocuk acıkınca ne olursa çok güzel yiyor. Zaten küçücük mideleri var. Onun için çabuk doyuyorlar ve sürekli koşturdukları için kısa süre sonra tekrar acıkıyorlar. Öğünlerde bizim gibi kocaman bir tabak bitirmelerini beklememek lazım. Onlar kendileri için yeterli olan miktarı tüketiyorlar zaten. Çok uzun süre aç bırakmamak gerekiyor tabi. Uzun süre aç kalınca çocuk çok hızlı yemeye çalışıyor. Gün boyu sık sık su içirmek lazım ayrıca. 

İkiz bebekleriniz olunca beslenme alışkanlıkları benzer olsun istiyorsunuz. Bu pek mümkün olmuyor her zaman. Birinin severek yediğini diğeri ağzına bile almayabiliyor. Yemeği yemeyene ne yedirsem sorunu oluyor tabi. Bir de her ikisine eşit yiyecek hazırlamak zorunda hissediyor insan kendini. Sanki ikisi de aynı miktarla doyacakmış gibi. İkiz bebeklerin beslenmesinin güzel tarafı birinin yediğini görüp diğerinin de yemek istemesi. Bu durum bazen işleri çok kolaylaştırıyor.

Beslenme alışkanlıklarının psikolojik ve sosyal yönlerinin olduğunu unutmamak lazım. Örneğin bebek her ağladığında ağlama nedenini anlamadan hemen beslemeye çalışmak ilerde duygusal her ihtiyacını sürekli yiyerek karşılamaya neden olabiliyormuş. Ya da yeterince duygusal ihtiyacı karşılanmamışsa içindeki duygusal boşluğu yemek yiyerek, sürekli atıştırarak doyurmaya çalışıyormuş insan. Zorla yedirilen yemekler ise ilerde obez olma ihtimalini arttırıyormuş.

Sosyal yönden ise bebeğin oturmaya başlamasından itibaren aileyle aynı sofrayı paylaşması gerekiyor. Birlikte aynı sofranın etrafında huzurla yenilen bir yemekten çocukta zevk alacaktır. Sürekli taklit yoluyla öğrendikleri için çatal kaşık kullanmayı daha kolay öğreneceklerdir. Zaten belli bir süre sonra her şeyi kendileri yemek isteyeceklerdir. Ellerine çatal kaşık verilerek kendi yemeklerini yemeleri konusunda çocukları cesaretlendirmeliyiz.

Belki bu yazıdan bebeklerime neler yedirdiğime dair çok ayrıntılı paylaşımlar beklediniz. Ancak ben günlük, haftalık menüsü olan biri değilim. Sadece her gün taze yemek pişirmeye ve düzenli bir şekilde bebeklerimi beslemeye çalışıyorum. Ben bebek ve çocuk beslenmesinde en önemli noktanın bebeğin besleneceğini bilerek kendini güvende hissetmesi olduğuna inanıyorum. Belli bir süre sonra besleneceğini bilen bebek rahat olacaktır. Ama ne zaman besleneceğini bilemezse sanırım gergin olacaktır. Onun için belli aralıklarla az az beslenme taraftarıyım. Kesinlikle mama sandalyesi ile hatta daha önce ana kucağı ile bebek sofraya dahil edilmeli ve aileyle yemek yemeyi öğrenmeli. Kendi kendine yemesi desteklenmeli. Benim bebeklerim şu an bir çok şeyi kendileri yiyebiliyor ve bundan mutlu oluyorlar.  Bir de bebeği beslerken yemek yedirirken gergin olursanız zaten yemek istemiyor. Zorlama, gerginlik bebeğin inatlaşmasına neden oluyor. Onlar aslında herşeyin farkında. Önemli olan bizim yaklaşım biçimimiz.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Sadece kilolu çocuklar sağlıklı çocuklar değildir. Kilo bir sağlık ölçütü değildir bence. Bebeklerinizin '' Her şeyi yiyen çocuklar! '' olması dileğiyle:) Bunu isterseniz tabi..Sevgiler..









22 Kasım 2013 Cuma

güzel bir merhaba:)

Merhaba. Bloguma başlarken güzel bir niyet oluşturmak istiyorum. Bu blogun öncelikle kendimin sonra canlarım ikizlerimin daha sonra tüm üyeleriyle ailemin ve son olarak bütünün hayrına olmasına niyet ediyorum. Güzel bebeklerimin güzel şansları benimle olsun..Herkese güzel bir merhaba. Ben mutlu bir ikiz annesiyim:) Şükürler olsun..